Bir hastalığın bizde olup olmadığını anlayabilmek için sağlık ile ilgili bazı temel bilgilere sahip olmalıyız ve bazı belirtileri hakkında ipuçlarını öğrenmeli ve araştırmalıyız. Örnek olarak çoğunlukla erkeklerde görülen kuyruk sokumu ve makat problemlerinden biri olan kıl dönmesi (sinüs plonidalis) nasıl anlaşılır? Burada öncelikle gözlemlememiz gereken hastalığın yeri ve şeklidir.

Oluştuğu bu bölgede kendisini karakteristik yapısına uygun bir şekilde belli eden rahatsızlık çok kolay anlaşılır. Üstelik bunu anlayabilmek için doktora dahi gitmenize gerek yoktur. İnternet üzerinden yapacağınız küçük bir araştırma size yardımcı olacaktır. Ve bu bilgiler ışığında kıl dönmesi olduğunuzu doğrularsanız şayet mutlaka doktora gitmeniz gerekmektedir.

Kalçada ve Kuyruk Sokumunda Nasıl Şikayetler Ortaya Çıkabilir

Plonidal sinüs veya latince yazılışıyla (sinüs plonidalis) %95 oranında vücudumuzun kuyruk sokumu bölgesinde görülür. Anlaşılacağı üzere bölge anüsün biraz üzerindedir. Aynı hastalık %5 civarında bir oranla göbek deliğinde yerleşebilir. Diğer kıllı bölgeler olan yüz cildi koltukaltı ve bacaklarda plonidal sinüse rastlanmaz. Bu bölgelerde epilasyon sonrası kılların yeniden büyümeye başlamasıyla beraber oluşan kıl batması dediğimiz bir problem ortaya çıkmaktadır. Kıl dönmesiyle karıştırılan bu rahatsızlık onun kadar ciddi bir rahatsızlık olmayıp oluşum şekli de kılların uzaması ve cilt yüzeyine çıkacakları sırada yönlerini şaşırıp geriye doğru batmalarıdır. Kimi zaman kendiliğinden geçen kimi zamanda krem vb. kullanmayı gerektiren rahatsızlığın kıl dönmesi ile alakası yoktur.

Hastalığın Nasıl Geliştiğine Dikkat Çekiyoruz

Hastalığın yeri ile ilgili bilgi alıp bu konudan emin olduktan sonra nasıl geliştiğini bilmeliyiz. Bu konuda 2 teori söz konusudur. Birincisi vücudumuzun çeşitli yerlerinden dökülen kılların ciltten girmesidir. Dökülme ile ilgili teoride daha çok saç kılları ön plana çıkmakta olup her gün saçlı ciltten dökülen sayısı 60-70 civarında kılın bu bölgeye yerleştiği ileri sürülmektedir. Hareketlerimiz sayesinde cildi delerek cilt altına giren kıllara reaksiyon olarak vücut tarfından bir zarla çevrilmektedir. Kıllara reaksiyon olarak ortaya çıkan sıvı ise enjekte olup sinüs ağzından dışarı çıkan kötü kokulu ve apseli bir akıntıyı oluşturmaktadır.
Diğer bir teori ise doğuştan beri var olan kök hücrelerin cilt altında 20 yaşı civarında hormonal faktörlerle aktiflenip kıl üretmeye başlamasıdır. Kuyruk sokumu bölgesinde yapılan sinüs plonidalis ameliyatlarında bir kısmının patolojik inceleme sırasında içerisinden diş çıkması ( Ciltten diş dökülerek emilmeyeceğine göre) olayın embriyonel dönemde cildi oluşturan ektoderm adı verilen tabadaki kök hücrelerin bunu oluşturduğu ihtimalini artırmaktadır.
İlk Belirti olarak kuyruk sokumunda bir delik oluşur, plonidal sinüs hastalığının ilk saflarında ciddi şikayetlerin bulunmadığı bir rahatsızlıktır.

Kıl Dönmesi Nasıl Anlaşılır, Belirtileri Nelerdir?

Kıl dönmesi kesinlikle sinsi bir hastalık değildir. Oluşmaya başladığı ilk dönemden itibaren kendisini çeşitli şekillerde belli etmektedir. Kuyruk sokumunda ortaya çıktığı için kıl dönmesi belirtileri bu bölgede kendisini iyiden iyiye hissettirmektedir. Hem genetik hem de beşeri sebeplerden dolayı oluşmakta olan kıl dönmesi vakaları iltihabın oluşmaya başladığı dönemde ortaya çıkmaktadır.

Bu dönemdeki şikayetlerin derecesi kist adını verdiğimiz kılları içeren kesenin büyüklüğüne ve içerisindeki kıl miktarına bağlıdır. Cilde açılan ağızlara sinüs ağzı ismi verilmekte genellikle orta sırtta olup ve sayısı bir veya birkaç tane olabilir. Dışarıdan bu ağız ve ağızlar gözlenebilir ayrıca altındaki kist büyüklüğüne bağlı olarak elle hissedilebilir veya küçükse sadece sinüz ağız ve ağızları gözlenir. Bunu kendimiz göremeyiz ve bir yakınımızdan görmesi için yardım istemeliyiz. Sinüs ağzı normalde 1-2 kıl genişliğinde çok küçük olabilir.
Kuyruk sokumunda Akıntı; Daha sonraki evrelerde kuyruk sokumunda akıntı gözlenir ve bazı kişiler bunu makatta akıntı olarak algılayabilirler. İç çamaşırda nemlilik veya ıslaklık ile kendini belli edebilir. Bunun nedeni kıllara reaksiyonel olarak sağlanan sıvıdır. Keratinden oluşan kıllar bu sıvıdan etkilenmez. Sıvı sinüs ağzından dışarı akar, özellikle mikropların katılmasıyla sıvının su gibi şeffaf olan yapısı sarı-yeşil iltihaba döndüğünde daha ciddi bir koku ortaya çıkacaktır.

KUYRUK SOKUMUNDA ŞİŞLİK

Biraz önce bahsettiğimiz sinüsün büyüklüğü ve kıl miktarına göre bu şişlik artabilir ve ele gelebilir. Özelikle sıvı çıkışının engellendiği kist ağızlarının kapanması ile kistin daha çok şişmesi ve iltihaplanmasıyla sinüs apsesi dediğimiz çok daha ciddi ve ağrılı bir enfeksiyon durumu ortaya çıkabilir. Burada iltihabın 5 ana belirtisi de gözlemleyebiliriz. Kızarıklık, şişlik, ağrı, ateş ve fonksiyon kaybıdır. Fonksiyon kaybı olarak burada oturup kalkmada yaşanan zorluk söylenebilir.

Kuyruk Sokumunda Ağrı

Başta kistin gerilmesiyle ortaya çıkan hafif ağrı apse haline geldiğinde ciddi dayanılmaz hal alabilir. Bu ağrı içeride oluşmuş olan iltihabın büyüklüğüne göre şiddetlenebilir. Son noktaya gelmiş yani ilerlemiş olan kıl dönmesi vakalarında hastalar ağrıdan sebeple normal bir şekilde oturamaz hale gelebilirler.

Makatta Kaşıntısı

Akıntının olması ve apse bu bölgede cildin ve anüs mukozasının normal kuru yapısını bozacağından kaşıntıya sebep olur. Anal dermatit sebeplerinden biri olan sinüs pilonidal ciddi anal kaşıntı yapabilir. Bu kaşıntı beraberinde kaşımaktan dolayı makat bölgesinde yara, pişik ve tahriş benzeri lezyonlarda görülebilmektedir.

Plonidallerde tedavi başarısızlığı sebepleri;

Plonidal sinüs hastalarının sıkıntıların abartığını söyleyemeyiz. Bu hastalar operasyondan sonra yapılması gereken herşeyi doğru yapmalarına rağmen yaraları kapanmayabilir. Yani günlük banyo düzenli olarak kılların uzaklaştırılması ve antibiyotik tedavilerine rağmen hastalığın iyileşmemesi ve nüks etmesinin birkaç sebebi vardır.

1-Kıllar: Plonidal hastalığın hayatında hem birincil hem de ikincil merkezi bir rol oynar. Kıllar deriyi deler ve bakterileri yağ dokusuna ulaştırır.

2- Sıkışıklık:Plonidallerin iyileşmesini zorlaştıran bir sebepte gluteal yarıkta var olan doğal sıkışıklıktır. Bu sıkışıklık drenajı engeller ve tüneller oluşturur. Sıkışıklığın en önemli etkisi; iyileştirici oksijeni yarığın dışında tutmasıdır.

3- Oksijen Yetersizliği: Oksijenasyon doku tamiri ve yara iyileşmesi için önemli bir maddedir. Ancak gluteal yarıkta oksijen az olmasından dolayı apse birikimi olur, burada doku tamiri oksijen olmadığından yapılamaz. Yapılan çalışmalarda dokunun oksijenlendirilmesi hızla iyileşmesinin önünü açmıştır.

KIL DÖNMESİ VARSA NE YAPMALI

1 Hafta ve daha uzun süre makatta kaşıntı, akıntı, şişlik, ağrı şikayetleri olan kişilerin mutlaka doktora müracaatı gereklidir. Durumun ilerleyip makat apsesi haline gelmeden tedavisi yapılmalıdır. Makat apsesi ağrılı ve istenmeyen bir durum olup kendi kendine doku içerisine yayılması, patlaması ve buraya yakın bölge olan anüsün zarar görebileceği şekilde tünel yani anal fistül oluşması söz konusu olabilir.

Hastalığın derecesine göre 5 ana grupta tedavide yol haritası belirlenir.

Tip I : Bu hastalarda küçük noktasal delikler mevcuttur. Klinik olarak ne akıntı ne apse öyküsü vardır. Bu gruptakiler tıbbi tedavi gerektirmezler. Ancak iyi dermalhijyen (sık banyo, temiz ve pamuklu iç çamaşırı, dar olmayan pantolon ile uzun süreli oturmadan kaçınma) önerilir. Ayrıca lokal kıl temizliği önerilir.

Tip II : Plonidal apse gelişmiş olgulardır. Bu apse orta hattın dışında yan bir insizyonla drene edilmeli içindeki kıllar temizlenmeli ve antibioyotik verilmelidir.Apse düzeldikten birkaç ay sonra cerrahi uygulanmalıdır.

Tip III. : Daha önceden apse drenajı olan hastalardır. Bazen bu hastalarda delik kenarındaakıntı da mevcuttur. Patolojik doku olan sinüsün çıkarılması uygun bir yöntemdir.

Tip IV.: Farklı bölgelerde birden fazla sinüs ağzının deliklerin olduğu ve birden çok apse oluşumu hikayesi mevcuttur. Bu grupta dikkat edilmesi gereken nokta perianal fistül ile karışabileceğidir. Ayrıca tanıda detaylı MR incelemesi gerekebilir.

Tip V: Plonidal sinüs (kıl dönmesi) cerrahisi sonrası tekrarlamış olgulardır. Bu olgularda öncelikle deliklerin olduğu patolojik dokuların çıkarılması uygulanır. Bu da başarılı olmazsa flep yöntemine başvurmak gerekebilir.

Son yıllarda sağlam doku kaybının minimalize olduğu mikrosinüsektomi yöntemi ağırlık kazanmıştır. Lokal anestezi altında kısa bir sürede yapılan bu operasyon kliniğimizde başarılı bir şekilde yapılmaktadır.

HANGİ DOKTORA VEYA BÖLÜME GİTMELİ

Tüm makat hastalıkları için gidilmesi gereken ilk bölüm Genel Cerrahidir. Makat ile özel olarak ilgilenen doktor ise proktoloji uzmanıdır.
Kliniğimde ücretsiz kıl dönmesi muayenesi mümkündür. Kliniğimizde proktoloji uzmanı ve bayan Genel Cerrahi uzmanı görev yapmakta olup doktor seçimi hastalarımızın tercihine bırakılmaktadır.

Kıl Dönmesinin Tedavisi Cerrahidir;

Plonidal sinüs tedavisinin altın kuralı cerrahi olarak kist ve içerisindeki kılların sinüs ağızları ile birlikte çıkartılması şeklindedir. Kıl dönmesi tedavisi için ilaç ve kremlerle hapların faydası olmayıp mutlaka cerrahi yolla müdahale edilmelidir. Apse varsa ilk olarak boşaltılmalı ve 1-2 ay sonra tedaviye çağrılmaktadır. Tedavi için hasta bu süre sonunda geldiğinde en başarılı çözüm ameliyattır. Apseyi sadece boşaltmanın dışında geniş bir ağız oluşturularak oksijenli su ile yaranın günlük yıkanması, içerde enfeksiyon ve yabancı cisim etkisi yapan kılların klemp ve küret ile çıkartılması, yara içinin günlük antibiyotikli serumla yıkanması gibi tedaviler sonrası enfeksiyon ortadan kalktığında kapalı olması sağlanacak şekilde asıl ameliyat yapılabilir. Diğer bir yöntem ise enfekte dokunun dışında kalacak şekilde geniş bir kesiyle tüm sinüs ağızlarının çıkarılacağı bir ameliyatı direkt uygulamak olup bu yöntemde mevcut enfeksiyon nedeniyle dikiş tutmayacağından eski klasik şekilde yaranın açık bırakılması söz konusudur. Yaranın iyileşmesi bu açık yöntemle oldukça uzun süreceğinden mecbur kalmadıkça tercih etmediğimiz bir yöntemdir. Bu durumlarda yarı açık yöntem adı verilen yara dudaklarının kemik zarı üzerine devrilmesi ve kısa sürede bu yüzey üzerinden hızla yürüyerek kapanma sağlayabilecek yöntemi yaranın bir kerede kapanamadığı büyük sinüslerde ve enfekte vakalarda mecbur kalındıkça tercih etmekteyiz. Ayrıca Z-PLASTI ve rhomboid flep adı verilen doku kaydırma yöntemlerini de gerekli olduğu durumlarda yapabilmekteyiz.

NASIL BİR AMELİYAT YAPIYORUZ ve KIL DÖNMESİ AMELİYATI NE KADAR SÜRER ?

Diğer geniş cilt alanı çıkartma yöntemlerinden daha az travmatik olan ve kliniğimizde uygulanan mikro sinüsektomi yöntemi en seçkin ameliyat yöntemi olup lokal anestezi ile bölgenin uyuşturulmasını takiben çok küçük bir kesi ile 10 dk gibi bir sürede tamamlanmaktadır. Narkoz ve hastanede yatma, pansumana gerek kalmadan yürüyerek gelip yürüyerek gidebilirsiniz. 2-3 gün gibi kısa sürede işinize dönebiliyorsunuz.

Eski usul flap ameliyatı ise bildiğimiz anlamda klasik bir ameliyattır. Ve yeni nesil tedavi olan mikrosinüsektomi bulunup kullanıncaya dek kıl dönmesi vakalarında tedavi amaçlı kullanılmaktadır. Fakat bu operasyon 1 saatin üzerinde sürmekte olup hastalar anestezi yapılarak uyutulmaktadır. Flap ameliyatında kıl yumağının çıkarılması için açılan kesik çok büyüktür. ve kapatılabilmesi için çok sayıda dikiş atılmaktadır. Ve dikişler alındıktan sonra ciddi izler kalabilmektedir.

Korunma

Ailesinde kıl dönmesi hastalığı olan kişilerin ve özellikle ideal olarak 11-17 yaşları arasındaki çocuklarının bu hastalık ortaya çıkmadan önce kuyruk sokumu bölgesine lazer epilasyon yaptırmasını öneriyoruz. Kliniğimizde bu koruyucu yöntemi uygulamaktayız. Ameliyat edeceğimiz hastalarımıza nüksleri önlemek için de ameliyat öncesi lazer uygulamaktayız.

ÜCRETSİZ MUAYENE TALEP FORMU

Genel cerrahi uzmanı Op. Dr. Özgür ÇİFTÇİ’den ücretsiz muayene talebinde bulunabilirsiniz. Talepte bulunmak için formu doldurmanız yeterli

İLETİŞİM NUMARALARIM

0530 478 91 52 0212 265 99 99